Eshâbı Kirâm'ın Peygamber Sevgisi
23/8/2007 · Kategori: Ashab-i Kiram
Târih, Eshâbı Kirâm'ın Peygamber sevgisi gibi bir sevgi kaydetmemiştir. Şu hâdiseler bunu te'yid eder:
Mekkeliler İslam oldukları için Zeyd bîni Disne ve Habib bîni Adiyy'i
öldürmek istemişlerdi. Zeyd (R.A.) tam öldürüleceği zaman Ebû Süfyan,
O'na şöyle hitâb etti: "Şimdi senin yerinde Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'in olmasını ister misin? Onun boynu vurulsun. Sen de âilenin yanına git!".
Zeyd şöyle cevap verdi: "Ben, âilemin yanında otururken, Allah Rasûlü'nün (Sallallahu Aleyhi Vesellem)ayağına bir dikenin bile batmasına razı olmam".
Ebû Süfyan şöyle dedi: "İnsanlardan Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'in Eshâbı gibi Muhammed (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'i seven bir kavim görmedim."
Habib bîn-i Adiyy ise, öldürülürken şu şiiri okudu: "Madem ki Müslüman
olarak öldürülüyorum, o halde ölüme hiç önem vermem. Benim mücâdelem,
ne yönde olursa olsun, ancak Allah içindir. Eğer, Allah dilerse
parçalanan her uzvu mübârek kılar."
İbni İshak'ın bildirdiğine göre; Ensar'dan bir kadın Uhut harbinde
kocasını, babasını, kardeşlerini kaybeder. Yâni hepsi şehid olurlar. Bu
durum kendisine duyurulunca, şöyle sorar: "Allah Rasûlü(Sallallahu Aleyhi Vesellem) nasıldır?".
Eshab derler ki: "Allah Rasûlü(Sallallahu Aleyhi Vesellem) sıhhattedir."
"Bana gösterin, O'nu göreyim." dedi ve nihâyet gördü.
O'nun hayatta olduğunu görünce tatmin oldu ve şöyle dedi: "Bütün musîbetler, O hayatta olduğu için küçük sayılır."
Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Vesellem'in Sevban adında bir hizmetçisi vardı. Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Vesellem'mi o kadar çok severdi ki O'na hiç sabredemezdi. Yâni, O'nsuz hiç yaşayamazdı.
Bir gün, Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e hüzün içinde, çok üzgün bir halde geldi. Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Vesellem O'na hâlini sordu.
Sevban şöyle cevap verdi: "Ey Allâh'ın Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Vesellem)!
Hiçbir yerim ağrımıyor, yalnız sizi birkaç gündür göremedim. Size karşı
içim doldu. Sizi çok özledim. Âhirette sizin yerinizin, ûlvi bir yer
olması hasebiyle, orada sizden uzak kalacağımdan korktum. Ayrılık
korkusu beni bu hâle düşürdü".
Bu esnâda, Allâhü Teâlâ şu âyeti indirdi: "Kim Allâh'a ve Peygambere
itâat ederse, işte onlar; Allâh'ın kendilerine nimetler verdiği
peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyi adamlarla beraberdirler.
Onlar ne iyi arkadaştır".
Bu Âyeti Kerîme gelince kederi gitti ve sıhhati eski hâline döndü.
Hz.Bilâl'ın ölümü yaklaşınca âilesi ve çocukları çok üzülüyorlardı ve
üzüntülerini «Ne büyük felâket» diye açıklıyorlardı. Halbûki, Hz.Bilâl
ise şöyle diyordu: "Ne güzel lûtuf. Yarın, Allâh'ın sevgilisi Muhammed
(Sallallahu Aleyhi Vesellem) ve O'nun Eshâbıyla beraber olacağım."
İmânın tatlılığı ve muhabbetin önemi hakkında Fahri Kâinât
Efendimiz şöyle buyuruyorlar: "Üç şey kimde bulunursa, îmânın tadını
tam olarak alır;
Allah ve O'nun Rasûlü'nü herşeyden daha fazla sevmek,
İnsanları ancak Allah için sevmek,
Cehenneme girmeği kötü gördüğü gibi küfre dönmeği de öyle kötü görmek."
Yarabbi bizlerin Rasülüllah Sallallahu Aleyhi Vesellem'e sevgisini Ashabın sevgisi gibi kıl...
(Amin)

